Ege'nin bir koyunda demirlemiş, suyun yüzeyini izliyorsunuz. Çoğu zaman hiçbir şey olmaz. Ama çok az kişiye, çok kısa bir an için, parlak bir kafa suyun üstünde belirir, size bakar ve sessizce dalar: Akdeniz foku. Dünyanın en nadir deniz memelilerinden biri, gezegende sayısı bini zor bulan bu canlı, hâlâ bizim kıyılarımızda yaşıyor — çoğu zaman görünmeden, hemen yanı başımızda.
Akdeniz'in En Utangaç Sakini
Monachus monachus, yani Akdeniz foku, bir zamanlar açık kumsallarda güneşlenirdi. Bugün ise insandan o kadar çekiniyor ki, yalnızca girişi denizin altında kalan, ulaşılması güç mağaralarda yavruluyor. Türkiye kıyıları, özellikle Ege ve Akdeniz'in tenha koyları, bu türün dünyadaki en önemli sığınaklarından biri. Yani bir Bodrum charter'ında onu görme ihtimaliniz, dünyanın çoğu yerinden daha yüksek.
Neden Bu Kadar Azaldı?
Hikâye tanıdık: kıyıların yapılaşması fokun barınma ve yavrulama alanlarını yok etti, aşırı avlanma besinini azalttı, balık ağlarına takılma ve rahatsız edilme ise nüfusu onlarca yıl boyunca eritti. Bir zamanlar tüm Akdeniz'e yayılan tür, bugün dağınık ve küçük gruplara sıkışmış durumda. İyi haber şu ki, koruma altındaki bölgelerde sayıları yavaş da olsa toparlanıyor.
Bir Koyu Paylaşmak
Denizci için sorumluluk basit ama gerçektir. Girişi su altında kalan mağaralara yaklaşmayın; bunlar fokun evidir. Tenha koylarda gürültüyü, özellikle gece ışık ve müziği azaltın. Çöpü —özellikle plastiği— asla denize bırakmayın. Ve demirinizi deniz çayırlarına değil, kumlu zemine atın; çünkü o çayırlar, fokun avlandığı balıkların da yuvası.
Görürseniz Ne Yapmalı?
Şanslıysanız ve bir fok belirirse: motoru yavaşlatın, yönünü değiştirmeyin, peşine düşmeyin. Mesafenizi koruyun ve sadece izleyin. Onları beslemek ya da yaklaştırmaya çalışmak, alışkanlık kazandırarak zarar verir. En iyi karşılaşma, fokun sizi tehdit olarak görmediği karşılaşmadır. Bu sessiz komşuyu görebilmek, koyu paylaşmayı bildiğimiz için hâlâ mümkün — ve öyle kalması bize bağlı.
Yine de hikâye umutsuz değil. Türkiye kıyılarında yıllardır süren koruma çalışmaları, bazı bölgelerde fok yavrularının yeniden görülmesini sağladı; balıkçılarla kurulan iş birlikleri, ağlara takılan fokların kurtarılmasında fark yaratıyor. Akdeniz foku, bir koyun sağlığının da göstergesidir: fokun yaşadığı yerde balık vardır, balık varsa deniz çayırı sağlamdır, çayır sağlamsa su berraktır. Yani onu korumak yalnızca tek bir türü değil, bizim de yüzdüğümüz, demirlediğimiz, sevdiğimiz koyların bütününü korumak demektir. Bu sessiz komşu, denizin iyi olup olmadığını bize haber veren bir habercidir. Onu bir koyda görebilmek, o denizin hâlâ canlı ve sağlıklı olduğunun en güzel kanıtıdır; ve bu kanıtı geleceğe taşımak, bugün her denizcinin kendi elindedir.
GÜNLÜK TURLAR →