İLETİŞİM ANA SAYFA
"Beyond the Reach of Noise."
"Beyond the Reach of Noise."

MANŞET

Çömlekçinin Adı: Keramos ve Körfezin Hafızası

Gökova’ya giren teknelerin neredeyse hepsi güney kıyıyı tutar. Karşı yakada, çamların altında, bir zamanlar bütün körfeze adını vermiş bir şehrin taşları duruyor — ve o adın kendisi bir efsaneden değil, bir kelimeden geliyor olabilir.

Sabah altı buçukta Ören önünde demirde uyanmak, Gökova’nın öteki yüzünü görmek demek. Deniz cam gibi durur; karşı kıyıda Datça yarımadasının sırtı henüz mavidir, henüz ısınmamıştır. Karışık bir koku gelir karadan: çam reçinesi, biraz incir yaprağı, biraz da sulanmış toprak. Zincir gerildiğinde çıkan ses, gecenin sesinden başkadır — daha kısa, daha tok.

Bu kıyıda tekne azdır. Çoğu rota Gökova’ya girer girmez güneye döner.

Devamını Oku
Gökova körfezinin kuzey kıyısında, Ören açıklarında sabah ışığı
Gökova körfezinin kuzey kıyısında, Ören açıklarında sabah ışığı

SEKTÖR HABERLERİ
PAZAR
Sezon Ortası: Geç Kalanların Aritmetiği
Temmuzun son haftasında ofis serindir ve telefon sık çalar. Sorulan şey neredeyse hep aynı: önümüzdeki hafta için sekiz kişilik bir tekne. Karşı tarafta iyi niyet vardır, plan vardır, çoğu zaman uzun bir yol vardır. Bizde de bir liste vardır ve o liste, ocak ayındakinden çok daha kısadır.
Devamını Oku
DÜNYA PAZARI
Kısa Charter, Uzun Eğilim: Dünya Pazarında Ne Değişiyor
Kışın Bodrum’da bir tekne sahibinin masasında iki kâğıt olur: bakım listesi ve geçen yılın doluluk çizelgesi. İkisi de aynı soruyu sorar, farklı yerlerden. Adam çayını içer, çizelgeye bakar, sonra pencereden dışarı bakar. Dışarıda kışın iskelesi vardır — halatlar gevşek, güverteler örtülü, bir tek martı sesi.
Devamını Oku
DENİZ ENDÜSTRİSİ
Sahip Olmak mı, Kiralamak mı: Yatta İki Yol
Genellikle üçüncü ya da dördüncü charter'dan sonra gelir bu soru. Misafir artık rotayı biliyor, tekneyi tanıyor, kaptanla şakalaşıyor; bir akşam güvertede, elinde bir kadeh, sessizce sorar: "Bu tekne kendimin olsa nasıl olurdu acaba?" Soru masum görünür ama arkasında iki farklı hayat tarzı, iki farklı sorumluluk biçimi durur.
Devamını Oku
DAHA FAZLA
TEKNE & TEKNİK
Teknede Su: Bir Haftanın Sessiz Aritmetiği
Kalkış sabahı iskelede en son yapılan işlerden biri sudur. Hortum güverteye alınır, kapak açılır, içeriden boğuk bir ses gelir — tank dolarken sesi değişir, incelir; dolduran adam o sesi dinler, saate bakmaz. Güverte ıslanır, çabuk kurur. Kimse bu işi fotoğraflamaz.
Devamını Oku
KÜLTÜR
Deniz Tutmasına Karşı Denizcinin Bildikleri
Yolun ortasında bir misafir sessizleşir. Önce şakalara katılmaz olur, sonra rengi solar, sonra kamaraya inmek ister. İşte tam o anda deneyimli bir kaptan hiçbir şey sormadan onu geri güverteye çağırır. "Aşağıda durma," der, "yukarı gel, ufka bak." Bu cümle, çoğu denizcinin defalarca söylediği ama hiçbir zaman yazıya dökmediği bir bilgidir.
Devamını Oku
KÜLTÜR
Deniz Tutmasına Karşı Denizcinin Bildikleri
Yolun ortasında bir misafir sessizleşir. Önce şakalara katılmaz olur, sonra rengi solar, sonra kamaraya inmek ister. İşte tam o anda deneyimli bir kaptan hiçbir şey sormadan onu geri güverteye çağırır. "Aşağıda durma," der, "yukarı gel, ufka bak." Bu cümle, çoğu denizcinin defalarca söylediği ama hiçbir zaman yazıya dökmediği bir bilgidir.
Devamını Oku
AKDENİZ VE EGE TARİHİNDE MENKIBEler
Neyzen Tevfik
MENKIBe I
Neyzen Tevfik
Bodrum 1879 — İstanbul 1953

Yedi yaşında Bodrum'un Tepecik Kahvesi'nde duyduğu ney sesi, onu bir daha kendine getiremedi. Ege Denizi'nin kucağında büyüyen bu çocuk hem deli hem veli, hem anarşist hem Diyojen oldu.

Hikayeyi Oku
Sadun Boro
MENKIBe II
Sadun Boro
İstanbul 1928 — Bodrum 2015

Emeklilik primini bozdurdu, evindeki her şeyi sattı. 10,5 metrelik Kısmet'i kendi elleriyle hazırladı. 1965'te eşi Oda ve kedisi Miço'yla Türk bayrağını ilk kez bir yelkenlinin direğinde dünyaya taşıdı.

Hikayeyi Oku
Halikarnas Balıkçısı
MENKIBe III
Halikarnas Balıkçısı
Girit 1890 — İzmir 1973

Sürgün olarak gönderildiği Bodrum'a ilk adımını atınca kuyudan kova kova su çekip etrafa fırlattı — sevinçten. Cevat Şakir o gün Halikarnas Balıkçısı'na dönüştü.

Hikayeyi Oku
01
Gece Vardiyası: Karanlıkta Teknenin Sesi

Misafirler uyurken güvertede biri uyanıktır. Yaptığı şey bakmak değil, dinlemektir — ve dinlediği şeylerin çoğu görülmez.


Gece üçte koy başka bir yerdir. Gündüz duyulmayan şeyler duyulur: karadaki cırcır böceklerinin ritmi, uzakta bir jeneratör, teknenin bordasına çarpan küçük bir su sesi. Sonra bu su sesi değişir. Aralığı kısalır. Vardiyadaki adam başını kaldırır.

Değişen şey hava değil henüz. Yön.

TAM YAZI →
02
Erişte Dedikleri: Görünmeyen Bir Ormanın Kuralları

Suyun altında, kimsenin çok bakmadığı bir yerde, yeşil bir çayır uzanır — bazı yerlerinde binlerce yıldır. Yerli balıkçılar ona erişte der. Bilim dünyası Posidonia oceanica. Ve tam da Oxygen'in demir attığı sularda, bu çayır şu anda Akdeniz'in en çok baskı gören noktalarından biri.


Bir koya girerken iyi bir kaptan hızını düşürür, pruvaya geçer, suyun rengine bakar. Lacivert derin demektir; açık turkuaz kum demektir; koyu, neredeyse siyaha yakın bir yeşil ise başka bir şey demektir. Kaptan orayı görmezden gelir, birkaç metre öteye kayar, ancak öyle demir atar. Misafir sorar bazen: neden şurası değil de burası? Cevap genellikle kısadır: "Orası erişte."

Yerel dilde bu ada, yaprağının şekli yüzünden takılmış — ince, uzun, gerçekten de bir tabak eriştesine benzer. Ama erişte dedikleri şey, aslında Akdeniz'in en sabırlı canlılarından biri.

TAM YAZI →
03
Fırtınadan Önce: Denizin Verdiği İşaretler

Deniz dümdüz görünürken bile, fırtına genellikle saatler öncesinden bir şeyler söylemeye başlamıştır. Gökyüzüne, suya, kuşlara bakmayı bilen bir kaptan için, sessizlik bile bir uyarıdır.


Öğleden sonra, deniz cam gibi. Misafirler güneşleniyor, biri gitarla bir şeyler çalıyor. Kaptan ise bir süredir tek başına ufka bakıyor, sonra sessizce dümene geçip rotayı biraz değiştiriyor. Kimse fark etmez ama üç saat sonra, o gün için planlanan koy yerine, çoktan korunaklı bir başka limana demirlemiş olursunuz. Sorarsanız, kaptan omuz silker: "Gökyüzü öyle söyledi."

Fırtınanın ilk habercisi neredeyse hiç rüzgâr değil, gökyüzüdür. İnce, saçak gibi dağılmış yüksek bulutlar — bazı kaptanların "koyun bulutu" dediği o pamuksu desen — genellikle bir gün önceden belirir. Güneşin ya da ayın etrafında soluk bir halka görürseniz, bu da eski bir işarettir; büyükanneler bunu "yağmur yakın" diye okurdu, denizciler de aynı şeyi söyler, sadece daha az şiirle. Ufuk çizgisi normalden keskin ya da tam tersi bulanık görünüyorsa, hava da bir şeyler değiştiriyor demektir.

TAM YAZI →
AYRICA
Trakheia: Bozburun'a Giden Sessiz Yol TAM YAZI →
FESTİVAL
Taşta Çalınan: Gümüşlük’te Bir Ocak, Bir Festival

Bodrum’un taşı bir zamanlar buradan çıktı. Şimdi aynı yerde, kesik yüzeylerin arasında piyano çalınıyor — ve akustiği kimse tasarlamadı.


Gümüşlük’te akşam geç iner. Güneş adanın arkasına geçtikten sonra bile hava bir süre daha turuncudur, sonra birden mavileşir. Taş ocağına giden yolda ayakkabının altında ufak taş sesi vardır; içeri girdiğinizde önce serinlik çarpar — gün boyu ısınmış kıyıdan sonra, kesilmiş kayanın gölgesi başka bir sıcaklıkta durur. Sandalyeler kurulmuştur. Piyano, iki bin yıl önce birinin keskiyle bıraktığı düz bir yüzeyin önünde bekler.

Sonra biri çalmaya başlar ve ses duvara çarpıp geri döner.

DEVAMINI OKU →
GASTRONOMİ
Balığın Mevsimi: Yazın Tezgâhta Ne Var, Ne Yok

Yazın balık sormak, tezgâhtaki adamı biraz zorlar. Cevabı kaba değildir, sadece dürüsttür: “Bu ay şöyle böyle.” Denizin kendi takvimi var.

DEVAMI →
GASTRONOMİ
Zeytin ve Yağ: Ege'nin Sıvı Hafızası

Bodrum'un hemen komşusunda, hiç sulanmadan büyüyen zeytinlikler var — kimi üç bin iki yüz yaşında. Onlardan çıkan yağ, boğazda hafif bir yanma bırakır; o yanma, kötü bir şey değil, tam tersi. Avrupa Birliği bile bunu tescil etti.

DEVAMI →
KÜLTÜR
Ziya Usta'nın Mirası: Bir Guletin Doğduğu Koylar

Bugün altında yattığınız gulet, ihtimal ki bir isim silsilesinin devamı. Bodrum'un ilk guleti 1958'de bir balıkçı teknesi olarak doğdu; onu yapan ustanın kalfaları, kendi kalfalarını yetiştirdi. Zanaat hâlâ aynı koylarda, aynı elden ele geçiyor.

DEVAMI →
"

Dalgalısı da parkalısı da... Bilmezsiniz, denizler ne güzeldir.

HALİKARNAS BALIKÇISI · Cevat Şakir Kabaağaçlı
"

Şu deniz öyle haşin bir sevgilidir ki, bir an ihmal ve hürmette kusur ettin mi, hemen şamarını suratında bulursun.

SADUN BORO · Pupa Yelken, 1968
"

O gece Ege Denizi'nin ölümsüz dekoru içinde dinlediğim o lahuti ses beni Neyzen Tevfik yaptı.

NEYZEN TEVFİK · Kolaylı, Bodrum 1879
"

The cure for anything is salt water: sweat, tears, or the sea.

ISAK DINESEN · Karen Blixen, 1934
"

Ufak bir yelkenli tekne ile yapılan dünya seyahati, bütün tedbir ve bilgiye rağmen, bir kader, kısmet işidir.

SADUN BORO · Kısmet ile Dünya Turu
"

The sea is everything. It covers seven tenths of the terrestrial globe. Its breath is pure and healthy.

JULES VERNE · Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, 1870
"

Ben hayatım boyunca hürriyeti aradım, bulur gibi olduğum zaman da ya gasp ettiler ya da çalıverdiler.

NEYZEN TEVFİK · Kolaylı
"

There is nothing more enticing, disenchanting, and enslaving than the life at sea.

JOSEPH CONRAD · Lord Jim, 1900