Marmaris'ten batıya döndüğünüzde deniz aynı deniz kalır ama kıyı değişir: tepeler sertleşir, çam seyrekleşir, kayalar öne çıkar. Eski Yunanlılar buraya boşuna "Trakheia" — kayalık — dememiş. Yaşar Kemal, yıllar önce buradaki süngercilerle konuşmaya geldiğinde şunu yazmıştı: "Bozburun, Türkiye'de biricik süngerci köyüdür. Ege Denizi kıyılarının başka yerleri gibi verimli toprakları olan bir yer değildir. Kayalıktır." Sonra da eklemişti: adı ona yakışmış.
Bahçede Bir Tekne
Bozburun köyüne yaklaşırken tuhaf bir şey fark edersiniz: neredeyse her bahçe, aslında bir tersanedir. Yedi metrelik bir tekneden otuz metrelik bir gulete kadar, kızaklar üstünde yarım kalmış tekneler görürsünüz — kimi kışlık bakımda, kimi henüz doğuyor. Turizm buraya geç geldi; önce iş, tekne yapmaktı. Selimiye de aynı geleneği taşır — köyün dükkânlarında hâlâ masif ahşap teknelere rastlarsınız, hepsi elle, aynı sabırla işlenmiş.
Bir Batığın İzinde
Yarımadanın güneyinde, Rodos'un tam karşısında, Türkiye'nin en korunaklı doğal limanlarından biri saklanır: Serçe Limanı. Girişi uzaktan seçilmez; iki yüksek burun arasından, tam yaklaşınca açılır. Onbirinci yüzyıla ait bir batık burada bulunmuş, çıkan eserler bugün Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor — yani Bozburun'un suları, bu bültenin daha önce anlattığı kale müzesiyle görünmez bir iple bağlı. Bozburun'un kendisi ise hâlâ bir gümrük kapısı taşır; buradan çıkan tekneler Simi'ye yedi buçuk, Rodos'a on yedi deniz mili mesafededir.
Rota kendi ritmini kurar: Selimiye'de akşam, iskeleye kadar uzanan masalarda mumlar yanarken; Söğüt'te gün batımı, ahtapotuyla ünlü küçük bir lokantada; Bencik'te ya da Dirsekbükü'nde bir öğleden sonra, çam kokusu suya karışırken. Kimi kaptanlar Kız Kumu'nu da eklemeyi sever — gel-gitle bir görünüp bir kaybolan, üstünde yürünen o dar kumsalı. Yarımadanın balı ve zeytinyağı da en az koyları kadar konuşulur; kekik ve adaçayı, tepelerden toplanıp aynı sabırla işlenir.
Bozburun size hiçbir şeyi göstermeye çalışmaz. Sadece oradadır — kayalık, sakin, kendi hızında. Bazı rotaların sırrı, çok koy görmekte değil; taşın, tuzun ve sessizliğin birbirine nasıl karıştığını fark etmektedir.
ÖZEL CHARTER →