Gümüşlük’te akşam geç iner. Güneş adanın arkasına geçtikten sonra bile hava bir süre daha turuncudur, sonra birden mavileşir. Taş ocağına giden yolda ayakkabının altında ufak taş sesi vardır; içeri girdiğinizde önce serinlik çarpar — gün boyu ısınmış kıyıdan sonra, kesilmiş kayanın gölgesi başka bir sıcaklıkta durur. Sandalyeler kurulmuştur. Piyano, iki bin yıl önce birinin keskiyle bıraktığı düz bir yüzeyin önünde bekler.
Sonra biri çalmaya başlar ve ses duvara çarpıp geri döner.
Ocak
Koyunbaba Taş Ocağı, antik dönemde bu kıyının yapı taşı kaynaklarından biriydi; Bodrum’un ve çevresinin taşı bir bölümüyle buradan çıktı. Kayada hâlâ blokların söküldüğü yerler, keski izleri, yarım kalmış kesikler görülür. Konser için hazırlanmış bir mekân değil bu — bir işyeri, terk edilmiş. Akustiğini de kimse hesaplamadı; kesilen yüzeylerin açısı ne olduysa o oldu. Bazen bunun sonucu, tasarlanmış bir salondan daha iyi çıkıyor.
Gümüşlük’ün kendisi de antik Myndos’un üzerinde. Koyun ucundaki Tavşan Adası’na giden batık yol hâlâ oradadır; su alçaldığında ya da sakin bir günde, yüzerken altınızdan geçtiğini görürsünüz. Yaşı için söylenen rakamlar kaynağa göre değişir, ama yolun kendisi tartışmasız: yaklaşık yüz elli metre, dar, düzgün.
Bu yaz
Festivalin yirmi üçüncüsü 17 Temmuz’da başladı, 6 Eylül’e kadar sürüyor. Program bu yıl on sekiz konserden oluşuyor; üçü masterclass konseri. Konserler “Suda, Kumda, Taşta” başlıkları altında toplanmış — isimler mekânı anlatıyor, açıklamaya gerek bırakmıyor. Kapanış gecesinde Gülsin Onay, Erkin Onay ve Denis Shapovalov bir trio konseri verecek. Ağustos boyunca ocakta piyano masterclass’ları da sürüyor; onların bazı akşamları da dinleyiciye açık.
Tarihler yıl içinde oynayabiliyor, gitmeden önce programa bakmakta fayda var.
Denizden gelmek
Gümüşlük’e karadan gitmek mümkün ama akşam trafiği ve park meselesi işin tadını alıyor. Denizden gelenler koyun içine demirler, servisle karaya çıkar, konserden sonra da aynı yoldan döner. Koy sığdır ve dibi yer yer çayırdır — demir yerini seçmek gerekir. Konser bitip herkes dağıldıktan sonra koyda kalan birkaç tekne için Gümüşlük’ün en iyi saati başlar: müzik bitmiş, ışıklar sönmüş, yalnızca su sesi.
Dönüşte, ocağın kapısında bir süre daha durursanız, taşın gün boyu topladığı sıcağı hâlâ verdiğini fark edersiniz.
GÜNLÜK TURLAR →