Sabah altı buçukta Ören önünde demirde uyanmak, Gökova’nın öteki yüzünü görmek demek. Deniz cam gibi durur; karşı kıyıda Datça yarımadasının sırtı henüz mavidir, henüz ısınmamıştır. Karışık bir koku gelir karadan: çam reçinesi, biraz incir yaprağı, biraz da sulanmış toprak. Zincir gerildiğinde çıkan ses, gecenin sesinden başkadır — daha kısa, daha tok.
Bu kıyıda tekne azdır. Çoğu rota Gökova’ya girer girmez güneye döner.
Bir Adın Üç Kez El Değiştirmesi
Körfezin Türkçedeki eski adı Kerme Körfezi’dir ve bu ad, bugün Ören’in üzerine kurulduğu antik Keramos’tan gelir. Karya’nın kıyı kentlerinden biriydi; iyi bir limanı vardı, arkasında da su. Şehir gitti, adı kaldı; ad da şehirden taşıp bütün körfeze yayıldı. Sonra körfez yeni bir adla anılmaya başladı — Gökova. Yani bugün rotanızda gördüğünüz isim, üçüncü sırada.
Denizde isimler de akıntıyla gider.
Dionysos’un Oğlu, ya da Sadece Bir Kelime
Şehrin adı için anlatılan hikâye şu: Keramos, Dionysos ile Ariadne’nin oğluymuş ve çömlekçilik sanatını ilk o bulmuş. İyi bir soy — biri şarabın tanrısı, öbürü Girit’te labirentin ağzında ipin ucunu tutan kadın. İkisinin oğlunun kilden kap yapmayı bulması, kulağa hoş geliyor.
Ama işin bir de öbür yüzü var. Yunancada keramos zaten çömlekçi kili demek. Yani muhtemelen önce kelime vardı; kahraman sonradan geldi. Bir yerin adını açıklamak için sonradan uydurulmuş bir baba. Antik dünyada bu sık yapılırdı ve bunu bilmek hikâyeyi küçültmüyor — sadece hikâyenin kendisini de bir buluntu haline getiriyor. Kimin uydurduğunu bilmiyoruz. Uyduranın işi tuttu.
Rodos’a Bakan Yıllar
Keramos’un yazılı tarihi daha kuru ve daha kesin. MÖ ikinci yüzyılın ortalarında, yaklaşık otuz beş yıl boyunca Rodos’a bağlı yaşadı; Rodos o dönemde Karya kıyısının bu kesiminde söz sahibiydi. MÖ 129’a gelindiğinde bütün Karya gibi Keramos da Roma’nın Asia eyaletine katıldı. Kentten geriye kalanlar arasında bir tapınak, anıt mezarlar ve bir çeşme yapısı sayılıyor; alanda 2006’dan beri Muğla Üniversitesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yüzey araştırmaları sürüyor.
Ama bunları görmek için kazı alanına gitmek gerekmez. Ören’in içinde, bahçe duvarlarının arasında, bir zeytinliğin kenarında işlenmiş taş parçaları durur. Kimse onları sergilemiyor. Sadece oradalar — ve bir tanesi, birinin bahçe duvarında, hâlâ iş görüyor.
Misafir için ne anlama gelir
Kuzey kıyının kendi düzeni var. Sabahları genellikle sakindir; meltem öğleye doğru batıdan toparlanır ve körfezin içine yüklenir, bazen akşamüstüne kadar bırakmaz. Bu yüzden buraya sabah gelinir. Ören önü açıktır, korunaklı değildir; rüzgâr sertleşirse tutunacak yer yoktur. Çoğu kaptan bu kıyıyı gecelemek için değil, kahvaltı ve bir yüzme molası için kullanır — bu bir eksiklik değil, doğru kullanım.
Temmuz ortasında güney koyları öğleden sonra dolarken, aynı gün aynı körfezin kuzeyinde tek başınıza durabilirsiniz. Karşıya geçiş, rüzgâr toparlanmadan yapılırsa iki saat sürmez.
Kahvaltıdan sonra demir alınırken karadan bir traktör sesi gelir. Taşlar orada kalır; adları da.
ROTA TASARIMI →