Gökova'nın güney kıyısı boyunca giderken, adalar önce tek bir yeşil kütle gibi görünür. Yaklaştıkça ayrışırlar; aralarında ince su yolları belirir. Geçidin ağzına gelince motor yavaşlatılır, herkes susar — çünkü buradan içeri girmek dikkat ister. İki yanınızda çam kaplı kayalar yükselir, su altınızda birden berraklaşır, dip taşlarını sayacak kadar. İçeri süzüldüğünüzde bir şey değişir: dışarıda esen meltem burada duyulmaz olur, dalga biter, ve kulağınıza yalnızca ağustosböceklerinin o kesintisiz sesi gelir.
Yedi Adalar'ın sırrı, kendini dışarıdan belli etmemesidir.
Neden Buraya Gelinir?
Adaların arasındaki su, bir iç deniz gibidir; her yönden korunaklıdır. Gökova öğleden sonra sertçe eserken — o bölgenin meltemi bilinir, ikindi vakti kuvvetlenir — Yedi Adalar'ın içi hâlâ dümdüz kalabilir. Bu yüzden eski kaptanlar sert bir öğleden sonranın ardından buraya sığınır. Karadan yolu olmaması da başka bir şey getirir: kıyısında ne yol vardır ne de otomobil sesi. Buraya gelen herkes denizden gelmiştir; bu da koyun kalabalığını kendiliğinden süzer. Adaların arası derin değildir; demir atarken göz denizciliği gerekir, yani dibi görüp ona göre yer seçmek. Doğru köşeye girildiğinde ise tekne, sabaha kadar bir bardak suda gibi durur.
Günün Saatleri
Yedi Adalar bir gün içinde birkaç kez huy değiştirir. Sabah erken, güneş henüz adaların tepesini aşmamışken su soğuk ve gölgeli durur; yüzmek için en berrak saat budur, çünkü henüz kimse suyu bulandırmamıştır. Öğlen adaların arası ısınır, çamların kokusu ağırlaşır. Asıl anı ise akşamüstüdür: güneş batıya inerken ışık adaların arasından yatay girer, suyu bir uçtan bir uca bal rengine boyar, ve dışarıdaki meltem düşmeye başlar. O saatte koy, sanki günün gürültüsünü uğurluyormuş gibi sessizleşir. Gece ise gökyüzü buraya cömerttir; çevrede ışık olmadığı için yıldızlar suya kadar iner.
Bir charter misafiri için Yedi Adalar, "çok yer görmek" fikrinin tam tersidir. Burada program yoktur; girer, demir atar, kalırsınız. Yüzülür, gölgede oturulur, akşam beklenir. İyi bir mürettebat geçidi bilir, doğru köşeyi seçer, gerisini koya bırakır. Bazen bir rotanın en iyi durağı, en az şey yaptığınız duraktır.
Akşam iner, geçidin ağzı kararır. İçeride su hâlâ dümdüz. Dışarıda meltem eserken siz, adaların arkasında, onu yalnızca çamların tepesinden duyarsınız.
ÖZEL CHARTER →