BİR EGE LİMANI · AKŞAMÜSTÜ

Akşam serinliği inerken limanın sesi değişir. Motorlar alçalır, zincirler ağır ağır iner, arada bir güverteden kısa bir seslenme duyulur — bağırış değil, tek bir kelime, çoğu zaman sadece bir el işareti. Rıhtım boyunca tekneler kıçlarını karaya dönmüş, aralarında bir el genişliği bırakarak dizilir. Uzaktan bakan bunun kolay olduğunu sanır. Güvertede duran ise pasarelanın ucundan atlayıp bir kahve içmeye gider, manevranın çoktan bittiğini fark etmeden.

Akdeniz'de yer dardır, rıhtım kısadır. Bu yüzden tekneler burunlarını değil kıçlarını verir karaya; "kıçtankara" denen şey budur. Böylece aynı rıhtıma iki katı tekne sığar, iniş biniş de kolaylaşır.

Manevra Nerede Başlar

İyi bir kıçtankara demirle başlamaz; koya, daha doğrusu rıhtıma girerken başlar. Kaptan önce rüzgârı okur: nereden esiyor, tekneyi hangi yana atacak, akşam düşer mi yoksa gece döner mi. Sonra dibe bakar — kum mu, çamur mu, yosun mu; demirin tutacağı zemin bu. Ardından mesafeyi ölçer: demiri yeterince ileriye, genellikle su derinliğinin dört-beş katı kadar zincir salacak kadar uzağa atmalı ki, tekne kıçtan bağlandığında zincir gergin dursun, tekneyi rıhtımdan bir adım öteye tutsun.

Sonra tekne yavaşça geri gelir. İşin görünmeyen yarısı buradadır: demir düzgün atılmazsa, tekne rıhtıma yaslanır ya da komşunun zincirinin üstüne biner. Deneyimli kaptan bu yüzden acele etmez; bir kere yanlış yatan demir, bütün akşamı huzursuz eder.

Bir Ege limanında kıçtankara bağlanmış, yan yana dizili tekneler ve pasarelalar
KIÇTANKARA · YAN YANA DİZİLİ TEKNELER

Zincirin Diplomasisi

Kalabalık bir rıhtımda asıl mesele komşularla olan görünmez anlaşmadır. Herkesin demiri önde, birbirine yakın yatar; biri erken kalkarken demirini çekerse, başkasının zincirini de beraberinde kaldırabilir. Bu yüzden eski kaptanlar sabah demir alırken yavaş çalışır, gerekirse komşuyu uyandırmadan zinciri elle ayırır. Denizde çok kuralın yazılı olmaması gibi, bunun da yazılı bir yeri yoktur; sadece bilinir.

Bir charter misafiri için bunun anlamı şu: karaya inmek için neden bir tahtanın — pasarelanın — üstünden yürüdüğünüzü, kaptanın rıhtıma girerken neden birden sessizleştiğini artık biliyorsunuz. O sessizlik gerginlik değil, dikkattir. Tekne yerine oturup zincir gerildiğinde sesin değiştiğini duyarsınız; işte o an, akşam gerçekten başlar.

Sofra kurulur, ışıklar yanar, rıhtım boyunca tekneler hafifçe salınır. Az önce bunca hesap yapılmış olması, şimdi hiçbir yerde görünmez. İyi denizciliğin huyu biraz da budur: doğru yapıldığında kimse fark etmez.

İyi bir manevranın arkasında iyi bakılmış bir tekne ve doğru eğitilmiş bir ekip vardır. Teknenizin bütün bir sezon boyunca bu sessiz güvenle çalışmasını ister misiniz?
YAT YÖNETİMİ →