GÜMÜŞLÜK · BODRUM YARIMADASI

Gün batınca Gümüşlük'ün rüzgârı düşer. Sahildeki masaların arasından geçip yamaca doğru yürüdüğünüzde, önce ayak altındaki toprağın gün boyu tuttuğu sıcaklığı hissedersiniz; sonra çamların reçine kokusu, sonra da uzaktan gelen bir akort sesi — bir yay, bir tel, bir duraklama. Eski taş ocağının içine girdiğinizde ses değişir: kesilmiş kaya duvarlar sesi yumuşatıp geri verir, sanki mekân da dinliyormuş gibi.

Burada bir zamanlar taş çıkarılırmış. Şimdi aynı duvarların arasında müzik çalınıyor.

Yirmi Üç Yıllık Bir Alışkanlık

Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali bu yıl yirmi üçüncü kez düzenleniyor; temmuz ortasında açılıp eylül başına dek sürüyor. Programın omurgası klasik müzik, ama aralara caz, etnik ve özgün işler de giriyor; bir kısmı yalnızca dinleti değil, genç müzisyenler için açık ders — masterclass — niteliğinde. Konserler tek bir sahneye sıkışmıyor: festival bunları üç başlık altında topluyor. "Taşta" olanlar antik taş ocağında, "Suda" olanlar Gümüşlük sahilinde, "Kumda" olanlar ise festival merkezindeki toprak evde. Kapanışın bu yıl piyanist Gülsin Onay'a bırakıldığı söyleniyor; kesin program ve tarihler için festivalin kendi duyurularına bakmak en doğrusu, çünkü bu tür takvimler yaz boyunca yerinden oynayabilir.

Denizden Gelen İçin

Festivalin denizciye bakan tarafı, konumunda. Gümüşlük, Bodrum yarımadasının batı ucunda, Tavşan Adası'nın koruduğu sığ ve sakin bir koy; teknelerin öteden beri soluklandığı bir yer. Yani konsere gitmek için karadan saatlerce yol yapmak gerekmiyor — koya demirleyip, akşamüstü servisle ya da kısa bir yürüyüşle ocağa çıkmak yetiyor. Konser bitince aynı sessizliğe, aynı tekneye dönülüyor. Dinledikten sonra kalabalık bir otoparkta değil, karanlık bir koyda olmak, akşamın tadını başka türlü uzatıyor. Eski müdavimler bunu bilir: Gümüşlük'te asıl mesele gösteri değil, günün doğru saatinde doğru yerde durmaktır.

Gümüşlük'teki antik taş ocağında akşam konseri, kesilmiş kaya duvarları ve sahne ışığı
ANTİK TAŞ OCAĞI · GÜMÜŞLÜK

Bir de mekânın kendi akustiği var. Kapalı bir salon değil burası; üstünüzde açık gök, çevrenizde kayanın kesilmiş yüzü. Ses tavana çarpıp dağılmıyor, taşa değip yumuşuyor; arada bir cırcır böceği araya giriyor, kimse aldırmıyor. Bu, mükemmel bir kayıt stüdyosu değil — ama zaten öyle olmaya da çalışmıyor. Müziğin insana en çok dokunduğu yer, çoğu zaman en kusursuz olduğu yer değildir.

Konser biter, alkış diner, kalabalık yamacı iner. Siz sahile döndüğünüzde deniz çoktan kararmıştır; servisin feneri suya vurur, tekne yerinde bekler, ve müzik bir süre daha kulakta kalır — taşın verdiği o hafif gecikmeyle.

Bir koyda demirleyip akşam karaya bir konser için çıkmak, sonra aynı sessizliğe dönmek — Gümüşlük bunun için biçilmiş kaftan. Festival akşamlarına denk gelen bir günlük tur planlamak ister misiniz?
GÜNLÜK TURLAR →